Blog Listem

9 Aralık 2010 Perşembe

Rüzgar,İlk Yaş ve İlk Albüm...05.12.2010

Ne zaman büyüdün annesinin tatlı balığı...
Evimizin nuru...
Aşkımızın gururu...
Dünyanın döndüğü...dünyanın durduğu yer...
Diyecek çok şey; ama dedirtebilecek çok az kelime var akıl küpüm...
Canımızsın babanın benim ve tüm ailemizin....
1
yaşında bizim can oğlumuz...
Çok renkli,çok neşeli bizi uyuyarak nerede ise bir saat stüdyoda beklettiğin...
Abileri ve bizi inanılmaz eğlendirdiğin...
Havası çok soğuk bir günden...
Sımsıcak Fotoğraflar...
1
yaşın kutlu olsun
1
tanemiz...
Birlikte nice sıhhatli ve huzurlu günlere....



&



&


&



&



&




&



&



&



&



&



&


&



&




SENİ ÇOK SEVİYORUZ
MEHMET RÜZGAR BAŞKÖYLÜ
ANNEN VE BABAN....
05.12.2010


























22 Kasım 2010 Pazartesi

Rüzgar ve Odası....

Sen doğmadan önce hep taşınacağımız fikri ile eski evimizde çöpü yerinden oynatmadığımız için
senin odan dediğimiz yer daha önce annenin fuşyalarla morlarla kendine göre süslediği genç odamızdı...



Tabi hal böyle olunca hem hastane hemde yatağın için aldığımız tüm süslemelerin zeminini pembe duvarlarımız süsledi...


Seni ve kendimi cici ile bicinin hiçbirşeyinden mahrum bırakmadım annecim. bugüne kadar....
ama seni beklerken bir oda hazırlayamıyor,bazen sen karnımda iken senin olan odada uyuyamıyor,beğendiğim bir şeyi alıp odana koyamıyor olmak çok üzüyordu beni....

Bunu bilen baban yeni evimize taşırnırken en hassas noktam olan Rüzgar odası ile ilgili beni her dilediğimi istediğim gibi yapabilecek şekilde ve kendisi için en hayırlı olan olacağı için:) tamamı ile serbest bıraktı.







Ve hazırlıklar taaaa 1 sene öncesinde başladı,
odanın önce duvar renkleri,şekil veya hayvanların konseptleri,sonra mobilyanın nasıl ve ne renklere yenileneceği,değişecek veya eklenecek parçalar,perdeler kulplar,tekstiller duvar süsleri,aksesuarlar
Her biri ile tek tek ilgilendim annecim...
Amacım sana uygun,hayal gücü geniş,renkli,iç açıcı sıcak ve hayvanlar konseptli bir oda yaratmaktı...




Bu konuda Babanla Mobilyacılar çarşılarını,eş dost arkadaş tavsiyelerini gezdik.
Dolap ve çekmecelerin kapakları değişti,
Yatağın bebek değil çocuk karyolası oldu,
Deno Kids kulp ve aksesurlar getirildi.
Oyuncak ev vitrinimiz,kapatılan peteğimiz,İkea yardımı akseuarlar minik masa ve sandalyelerimiz,
Deno Kids sticker,stor ve lambamız,
Dolap üstü kutularımızla odan son halini aldı.




Muhtemelen çok uğraştı diye çok ayrıntı anlattı annen idare et...



Şu an kapasından geçerken bile gülücük atıyor olduğun,odan neresi deyince gösteriyor olduğun senin oyun mabedinde sadece ve sadece senin hayal gücüne yer var balığımm...




Bu resimler ilk odan olarak burada sana hatıra kalsın...
Sen herşeyin en güzeline layıksın....




Vakti gelip büyüdüğünde ve artık kendi ilgilerin belirdiğinde tamamı ile değişiklik hakkı senindir.



&


&





&



&




O vakte kadar sadece senin ve sadece senin için hazırladığımız naçizane hediyemizdir...
Seni Çok Seviyoruz....
İyi Uykular...İyi Oyunlar Oğlum....
Annen....









2 Kasım 2010 Salı

Ve Nihayet PS3...

Yıllar yılı babanın almak için beni ikna edemediği birşeydi PS3
Çünkü onu bayağı müptelası eden bu aletle paylaşmak istemeyeceğim için...
Ne zamanki artık kendisine bir oyun arkadaşı gelecekti o zaman alınabilir diye düşündük...

Rüzgar biraz büyür bir kaç seneye kalmaz babasıyla oyun oynar diyerek geçtiğimiz hafta sonu üçümüz gidip bir indirim gününde aldık annecim...

Geldik baban kurdu...O gece uyuduğun için yoktun...
Ama sabah daha görür görmez içinden iştebu dedin sanki...
Manzarayı resimler anlatsın...



Biz 3,4 yıla derken sen 10.aydan kavradın konsolu pes diorum...
Ekrana bakakalıp konsolu babandan gördüğün gibi tutuşun dedirttiki bize evet doğru zamanda almışız...




Artık kurulur kurulmaz nerde olursan ol pıtır pıtır geliyorsun...
E tabi sensiz oynayana da pek rahat vermiyorsun...
Balığımmmm....
Seni seviyorum.
ANNEN




Rüzgar Ve Sonbahar....

Yazı gönderdik annecim...
Aylardan Kasımı gösteriyor takvim.Sonbahar...
Sen tam bu sıra artık açık havada veya dışarıda bir yerde olmanın tadına vardın.
Camdan sürekli parkı gösteriyorsun...Çimenlerde yuvarlanmaya doyamıyorsun...
Ne kadar sokak hayvanı varsa kovalamadan duramıyorsun...

Artık bizde birer oyun alanı müptelasıyız.
Başka kardeşler istiyorsun,bizden çok onlarla oynamak,onlarla gülmek,oyuncaklara onlarla binmek...
Ne ara büyüdünde bukadar şeyi bilir oldun annecim inanılmaz...
Parktan çıkmak istemeyen,miniklerle oynama müptelası,neşe küpü bal bir Rüzgarım oldun...
Bizim mutluluğumuz o gülen gözlerinle,o büyük enerjinle Sonbaharımızın güneşi oldun...



Dışarı çıkmayı,gezmeleri tozmaları yani miniksosyal hayatını çok seviyorsun anlayacağın balığım şu an...
Bize de senle eğlenmek düşüyor ya...
Bizde babanla buna bayılıyoruz inan...
Seni çooook seviyoruz...
Annen...

1 Kasım 2010 Pazartesi

Rüzgar ve Diş Buğdayı...30 Ekim 2009

Nicedir annen planlıyordu sana aslen diş buğdayı yapmayı...

İlk dişlerinin göründüğü 7.aydan beridir sürekli sayıklıyordu bu adetti kaçırmamak için...
Hazırladığım davetiyen bile vardı...Evimize taşındık,yapıyoruz derken Şeker Bayramı geldi,bayram bitti,her hafta bir programla bir türlü ailece uygun olamadık...

Sanmaki bukare olmadan geçip gidecektim annecimmm....Mümkün değil...
Sen doğdun doğalı merkezi paylaşmak olan her adet,bana o kadar yapılası ve özel görünüyorki...


Hafta sonu yoğun geçen bir 29 Ekim Cuma günü tatilinin ardından teyzemler ertesi gün için bize gelmeyi planlayınca teyzenle zevkle bir hummalı çalışmaya girip bir anda bereketi ile çoğalan bu güzel sofrayı hazırladık.


Ve ne zamanki işlerimiz bitti de kafamız dağıldı o vakit dedikki özü dostlarla buluşmak,senin geleceğinle ilgili esprili ip uçları aramak olan bu işi niçin bugün yapmayalım?






Belki artık 7 tane dişin olmuştu bile...Ama senin dişler umrunda bile değildi,Mühim olan oyundu eğlenceydi...

Buğday kaynatmadık,kurbişler ve çok istediğim pastalardan yaptırmadık ama,doğum gününe neredeyse bir ay kala böyle güzel bir cumartesi günü pastanı ıslak kekimiz,buğdayımızı bereketimiz sayarak bismillah dedik...




Uzattık istikbal tepsini önüne...




Mouse koyduk günümüz objesinden,esnaflık kalmasa da artık bir makas bir tarak,diş fırçanı koyduk doktorluğun için ve kalem;okumayı sevmen için...




Ben her iddiasına varken mutlaka mouse u veya telefonu alacağına ısrarla kalemi alman şaşırtıcı ve bu micazi oyunumuzun hedefi için de gayet sevindiriciydi....





Sevinçten,masanın karşısındaki ilgiden,sağında zeynep solunda pelinden olacakki bayıldı bu işe balım Rüzgarım...




Tüm güm çığlıkları hiç durmadı,oyun oynamaktan hiç yılmadı,hiç uyumadı....



Kadrajda olan olmayan herkese bizle bugüzel günü paylaştıkları için sonsuz teşekkürler...

Amacına ulaşmış,keyifli,neşeli,eskileri yadettiğimiz,kimin neyi seçtiği ve şimdi ne ile ilgilendiğini uzunca konuştuğumuz ne de güzel bir gündü.



Küçükleri en kalabalıklarda bile seçen,onlara davranışlarında hep tolerans geçen, en güzel cilvelerini onlar için seçen Rüzgarım oyun oynadı,şimardı,sevinçten çığlıklar attı...


&

&


&


Sonuçta aslında herşey onun içindi...

Sadece onun mutluluğu içinnn...

Çünkü artık bunun için yaşıyorduk...

Elimizde değildi...

O BAŞKA BİR DÜNYA O BAŞKA BİR BİÇİMDİ....

Sapasağlam dişlerin,hiç tükenmeyen gülüşlerin böyle keyifli birbirini kıskandıran günler olsun baloğlum...



Seni Çok Seviyorum


Annen....








































































































19 Ekim 2010 Salı

Rüzgar 7,8 ve sonunda 9 aylık....




Zaman ne kadar hızlıca akıp gidiyor.

Gelemeyecak kadar uzak görünen her an bir gözaçıp kapama süresi kadar kısa bir dilimde yanıbaşımıza geliveriyor.

Seninle zaman hep yetersiz bana...

Seninle geçen her an sanki akrep yelkovanı kovalıyor....

Bütün dünya da her küçük iş devasa bir şekilde önüme dikiliyor sanki içinde sen yoksan;


Sen varsan kendimi geride bırakıyorum gidiyor,yemek içmek uyumak bile gereksiz gibi

İnanılmaz!

Ve verdiğin getirdiğin haz huzur evimize yüreğimizi okşayan bir rüzgar...


Oğlummm....Senin olsun dioruz bizim olan ne varsa
Sen olsun istiyoruz bizim olan her anda
Yüreğimizin kımıltısı , ailemizin ışıltısı
Sen en büyük mutlulukları sığdıransın en küçük zamanlarda...




Ve neden böyle diyorum


3 aylık miniğimken benim 6lık,9 luk dilimler hiç gelemeyecekmiş gibi uzak görünüyordu.


Şimdi 10 ayı bitirdin.


Geride bıraktığımız 3 ayı konuşacağız.

Bizi gözlerimizle çelişkiye düşecek kadar şaşırttığın bu muhteşem 3 aydan bahsedelim.



Sanırım bebeklik bitti.Kişilik gösteren,isteklerini belli eden,isteklerinde ısrar eden,konuşan bazen dövüşen,çabalayan,neredeyse herşeyi anlayan zihni sihir oldun sen



Oysaki koltuğa dönme tehlikesiz öylece yatırdığım,uyuduğunda seni orada bıraktığım günler dün gibi.



7 aylıkken;

11 kilo 74 cm boyunda yine cengaver bir delikanlıydın.

Bu ay doktorumuzu değiştirdik.Yeni doktorumuz yenievimize yakın hastanemizde şekerler şekeri Prf.Dr.Yücel TAŞTAN


Yeni evimize taşındık ki bu konudan ve senin için hazırladığımız özel odandan ayrıca bahsedeceğiz.


Artık son aşınla birlikte Yücel Hocam seni bir aksilik olmadıkça 1 yaşına kadar görmeye gerek olmadığını söyledi.Bir daha sefer yürüyerek gel diyerek...


Artık dilediğin gibi oturuyor,yatıyor istediğin yere dönüyor emekliyor,geceleri yatağının her bir köşesini geziyorsun.


Gündüz herşeyin tadına bakıyor,eline verdiğimiz şeyleri müdehalelerimiz kapsamında yiye biliyorsun.

Geceleri ve sabahları süt partilerimiz anne ile devam.

Ve bu ay altta iki dişimide henüz 7.aya gelmişken patlatıyorsun.Allaha şükür dertsiz ızdırapsız.Alttakiler kaşınaya devam.

Aylardan Temmuz dayız .Ramazan ayı çok yakın...



8 aylıkken;


Merağın hat safhada,evin her yerini,sokaktaki her kediyi,değişik gördüğün herşeyi önce gözlemlemek sonra ellemek ve en sonda yemek istiyorsun....

Üstteki dişlerde kocaman ve genişçe çıkıyor bu ay,

Ve ilk yaramazlıkların birinde artık kontrolü zorlaşan hareketlerinle evin havuzunda kendini birden öne atarak düştüğün boşlukla alt dişlerinle üst damağını yarıyorsun ve ağız dolusu kan boşalıyor ağzından...

Unutamadığım ama sonradan böyle şeylerin çok olacağını duyduğum anlardan...


Bu ay doktora gitmediğimiz için tam boy ve kilonu bilemiyoruz.Tahminlerimiz boy attığın yönünde...Emekleme işi benden önce gitmek istediğin yere varacak kadar hızlı,reflekslerin kuvvetleniyor veee bilinçlice konuşuyorsun...Annnnni baba dede ve anlayamadığımız bir dolu benzetme...baybaylara el kaldırmalar,alkışlar,cilveler oyunlar

Ayağa kalkma çabaları

zeka ilerliyor hızla

hayretler içerisindeyiz...



9. ayda



13 kilo 180 gr 84 cm boyundasın

Tek ayağını ayağa kalkacakmış gibi kullanıp diğer dizinin üzerinde emekleyen ve bu işte bayağı ustalaşan senin bu enterasan stiline telaşlanan annen soluğu doktorunda alıyor.

Kilonu ve boyunu orada öğreniyoz ballımmm...


2 yaşı takip ediyor diyor boyun için Yücel hocam...Seviniyorum elbette ileride gelişimin için
Ama asla yaşının üzerinde yaşamanı istemiyorum hayatın boyunca...
Çok hızlı büyüme diyorum annecim ruhen...

Önce bebek,sonra çocuk sonra hep çocuk kal balığımmm....

Bu ay artık sorduğumuzda ailenin her bireyini,sevdiğin oyuncakları,mekanları,hayvanları anladığını gösteren bir çok tepki ile yanıtlıyorsun.



Köpek için vav,top için atti,o çıkmak istemediğin parklar için ak, su için mmm,ve aklıma gelmeyen dahasını harflere sığdırıyorsun anlatmak
isterken...

RAbbime şükürler olsun bugünler için....

Artık her uzanabildiğin yerden kuvvet alarak ayakta duruyorsun...

Tek elle tutunup dimdik bize bakıyorsun

Yatağını,elini,ayağını,kapıyı,oyuncaklarını hatta odanı bile sorduğumuzda ıh ıh gösteriyorsun....

Beni artık bilinçli bir şekilde anlayabiliyor olman beni bambaşka duygulara götürüyor.

Ortalığı harp alanına çeviren şekilde yaramazsın...Tüm köşeleri isabetleycek şekilde tehlikeli,her an yüzünde bir kırmızılıkla kalakalıyoruz.

Artık hayatı sen olan ananeni ve dedeni hat safhada yoruyorsun.

Bizden fazla sakınıyor,bizden çok kolluyor,bizden fazla öğretiyor ilgeniyorlar seninle...Hakları ödenemeyecek kadar büyük...

İşe gönül ferahlığı ile gelebilmenin tek nedeni onlar...

Güzel oğlım bal oğlum
Adın gibi hür,başı dik şahsına münhasır büyü.....

Seni çok ama çok seviyoruz.

ANNEN