Blog Listem

17 Aralık 2009 Perşembe

Bir Meleğe isim vermek..16.12.2009 Çarşamba


Bir Meleğe isim vermek ne kadar zormuş...
Nerede ise 9 ay seni nasıl nitelendirebilceğimizi düşünüp durmuştuk...
Ve işte kim okuyacak minik kulaklarına
Bir ömür sana seslenirken duyacağın o harfleri kim fısıldayacak sana...
diye düşünürken babanın sesinden isminle tanıştın....
Mehmet Rüzgar...Mehmet Rüzgar...Mehmt Rüzgar...
Benim bal oğlum...
Dün akşam Baban sana önce varlığından ötürü Rabbimize şükür için secde etti,
ardından ismini kulağına fısıldayıverdi.
Senmi ne yaptın?
Uyudun sadece ve sadece huzurla uyudun...
Babanın kollarından,onun sesiyle bu dünyada önce bir nefese, şimdi bir sese sahip oldun...
Seni sevmekten öteyiz Can oğlumuz...
Mehmet Rüzgar...
Annen

15 Aralık 2009 Salı

Hoşgeldin Yaşamın muhteşemliği...Mehmet Rüzgar'ımız...12.12.2009

12.12.2009 Cumartesi Saat 17:10






Seninle ilk gözgöze geldiğimiz o muhteşem an benim Güzel Oğlum...



Seninle kenetlenerek tamamladığımız 9 ayın ardından güzel yüzünle tam istediğimzi gibi bir kavuşma sahnesi içinde buluştuk...Hayatı doyasıya hissederek...

Seninle uzun bir yolculuktan gelerek...



Çok fazla söze lüzum yok gökyüzüm...
Hayat sana her zaman gülen pencerelerden baksın...
Sen sihirli bir değnek edası ile tüm ailemize dokunan mucize bir varlıksın...



İyiki doğdun Mehmet Rüzgar'ımız...
Meğer nerelerdeymişsin...İyiki geldin...İyiki Varsın...
Annen Ve Baban



11 Aralık 2009 Cuma

Hastalıkta Ve Sağlıkta

10 Aralık
Doğduğun ve Karın Olduğum Gün...

10 Aralık ...

İfadeler birazdan fazla yetersiz bugünün benim için kıymetini anlatmaya değerlim....
Benim gönlü büyük yol arkadaşım...
Hayat arkadaşım...Can Yoldaşım...
Ne denilebilirki karşında
Sana ait olmanın verdiği gurur dışında...

Sen çok iyi biliyorsun içimden geçenleri gökyüzüm...
Sen herşeyin en güzelini hakediyorsun gülyüzlüm...

Bu 10 Aralığı kalbimin hemen altında senin kanını hücrelerime taşıyan bir canla geçiriyorum.
Bunun anlamını şu an gözlerimden süzülen yaşlar bi nebze anlatabilirken 29 harfle görünür bir hale getiremiyorum.
Aklımdan dizeler geçiyor...

Biz seninle tatlı iki kelam,
Biz seninle tebessüm ettiren selamız..
Güneş gökyüzünde değilken yakamoza can veren ay
Tarlaları sapsarı bezeyen
Güne yüzünü dönen
Başakların hür avuçlarında bir tutam buğdayız...


Yüreğe ilk düşen ateş parçası
Ateşe ilk değen kor yakısı
Biz seninle en zamansız haberin
En insancıl satır arasıyız..


diyorum fikrim ruhumla birleşip ellerimden dökülürken....

Seni seviyorum bir yerlede nefes aldığını bilmesi bile içimi ısıtan...
Seni seviyorum hayatın gerçek olamayacak kadar güzel yanını yansıtan...
Mübalağa değil öylesi gerçek...
Ne mutlu can oğlum bir hayatı senden öğrenecek...

Mustafa Ceceli ... Hastalıkta Sağlıkta..
Bu şarkı bugün hep dilimde aklımda..
Bu dizeler seninle hayat felsefemizi özetliyor aslında....


Şu Hercai Hayata bir kere geldik
Yedik,içtik doyduk kalktık
Hesabı birlikte verdik
Sinsi hayat ihtirası bana hiç uğramadı
Dünya malı zenginin olsun
Sen benim adamım
Seni hastalığımda,sağlımda da yanımda görmeliyim
Güneşin doğduğunu da battığını da seninle izlemeliyim
Yanabilir saltanatlar,olsun yeninden yaparız
Bizde bu sevda sürdükçe ölsekte yanyanayız...
Ebru

6 Aralık 2009 Pazar

9 Aylık Serüven...

Annenin seni dünyaya getireceği o muhteşem zamanı beklerken nasıl seni kucakladığını görmek istermisin?

Nasıl bazen aydan aya bazen günden güne birlikte büyüdüğümüzü ve birlikte 40 haftayı aşacak bir yolda yürüdüğümüzü...

Hadi Bi Bakalım 9 aylık bu güzel serüveni gitikçe içimde büyüyen ve güzelleşen varlığınla nasıl karşılamışız?


Nedende en son halimizden başlamak istedim.38.hafta yani tam tamına 9 ayın içerisinde ve işi bırakacağımız son gündeyiz...

Sen artık yaklaşık 3.5 kilo kocaman bir minik adamsın...


36.Haftamız dolu dolu 9. aya doğru gidiyoruz.
Hiç grip nedir bilmeyen annen 2009 yılının son baharında dünyayı kasıp kavuran domuz gribi salgının tam ortasında işe gidemeyecek kadara ağır bir grip senin büyük dirayetinde atlattıktan sonra iş başı yapmış burada...

Yüzümüz bu sebeple biraz solgun...Ama keyfimiz sayende 10 numara...


8.ayımız...
Ben hamileliği kendime hissediş miyadım olarak tanımlıyorum bu ayı.


Çünkü bu aya kadar hiçbir anda hamilelikte kısıtlanma olgusu yaşamadım.


Artık bu günlerde 2700 grımı bulan ağırlığınla biraz da haftasında önde olan bir bebek olmandan ötürü hafif hafif kramplar veya normal hareketlerime artık dur diyen ağrılarla karşılaşmaya başladım.

Bana nefes darlığı,mide hazımsızlığı,yok binbirtürlü hamile bayan mızmızlığı çektirmeyen o saygı duyulası daha doğmamış huylarından dolayı sana teşekkür Rabbime de şükür ediyorum.


Hamile alışverişi için verimli bir sezonda geldin oğlum...


Giymeyi hiç sevmediğimiz pijamadan bozma hamile pantalonu dışında hiçbir hamile kıyafetini en kralı 82 model kıyafetler satmakta ısrarlı hamile mağazalarından almadık.


Bu jilemiz mesela tifanny den...Çokta şirin olduğumuz üzre tepkiler almıştık.


Bu resimle bizim için dolabımızda güzel bir hatıra olarak kalacak.






7.ayımız


Karnımızın çıkmadığı hatta hamile olduğumun hiç anlaşılmadığı uzun bir zamanın ardından 7. ayda bu resimleri kimlerle paylaştı isem bu kadar hızlıca göbekleştiğimizi soran tepkiler aldık.


Evet artık biz 7.ayda dışarıdan rahatlıkla anlaşılabilen bir ana-oğul adayıydık.





Bloğumuzun babanla açılış resmini çektiğimiz Ortaköyde bir pazar gününden...


Gökçe ablan o zamanda pek anlaşılmayan karnımızdan bizi çok güldüren ve sevdiğimiz bu şirin pozu yakalamış.


Teşekkürler Göki Böki....





6.ayımız

Doktorumuz Süha Bey ki şu an da neyazıkki ona devam edemiyoruz,tatile çıkıp çıkmama hususunda Ağustos ayını geçirdiğimiz sıcak günlerde bizi tamamen özgür bırakınca sana resimlerini doğunca göstereceğim süper tatil fotoları ile dolu güzel bir Kuşadası tatili yapmış,suya balıklama dalma dışında aklına ne geliyorsa her türlübalıklığı denizde seninle yapmıştık.




Tatil sonrası 24.haftamızdayız bu resimde...Senin yüzüme yansıttığın güzellikle birlikte...















5.ayımız...

Aslında 5. ayın son günleri ve kuşadasında Efesteyiz...
Ne güzel bir gündü...
Her nekadar ben nerdeyim diyeceğini duysamda çoğalan hareketliliğinle tanıştığım ve hamileliğe iyiden iyiye alıştığım yaz günlerindeyiz.

4.ayımız...

Benim için biraz ansızın kapımı çalan varlığın birden dünyanın neresindeyim ve seninle birlikte dünyanın neresine gideceğim travması yarattı.Bu şimdileri kendime sitemle sana bir itiraf...Ama gerçek..


Ama sen işte tam bu aylarda dünyada bir yer bulma dedinde değilde bana bir dünya yaratma haline girince işte yüzüm aynen bu resimdeki tebessümde olduğu gibi gülücükler eksik olmadı.

İyiki ben geliyorum dedin...

İyiki geldin oğlum...



3.ayımız...
Bir çok yemek yeme şişkinliği vari aslında ben seni hissetmiyorum değil.

Bu resimde her nekadar gayet normal bir insan endamında görünsemde...

Bilmem anneni güzel bulacakmısın ama ben daha yukarılardaki o hamile resimlerde senin güzellliğini kendimde daha çok buluyorum.


Sebebi sen olan birşey daha


Seni çok seviyorum.



Bana göre 3.aydan öncesi pek te resmi koyulacak kadar mühim değil.Çünkü zaten senin varlığını nerede ise 2.ayına yaklaşırkan öğrenen babanla ben ayrıcalıklı sen henüz hafta üzerinden sayılıyor ve daha bir kalp atışı kadar görünüyorken ayrıcalıklı resimler çekmemiştik.

Bugün tam 40.haftada aeık kabuğuna sığmayan tavırlarınla benim güzel yürekli can oğlumsun...


Rabbimden dileğim üstüme düşen vazifelerimi bu resimlere sığdıramayacağım kadar içimden gelen bir şekilde senin için yerine getirmeme kadir olursun...



Aslında seninle birlikteliğime bayılıyor olsam şu anda,o gizemli,heyecanlı,hareketli ve meraklı saklanışın şimdilerde seni çok ama çok özlememe engel olamıyor oğlum...


Cansın...Canımsın..

ANNEN






















5 Aralık 2009 Cumartesi

Sandıktan Çıkan Mektuplar 3 / 40+0.hafta

39. haftayı tamamladık oğlumla bugün...Okuduklarım duyduklarım geç gelen bebekler ve sezeryan hikayeleri ile dolu iken ben kendimi tamamen zamanın getireceklerinin kucağına bırakmış durumdayım.
Artık zamanlamaların bir anlamı olmasa da,ayrıca şu ana kadar geldiğimizde olduğu gibi ağırlaşmış zor bir hamilelik geçirmiyor olsamda yine de beklemek ne kadar zorlaşıyormuş şu günlerde....

40 haftadır içimde kelebekler uçuşturan bir melekle yaşamanın verdiği sonsuz hazzı söylemeden geçemeyeceğim ama sanırım artık dayanılmayan bir özleme dönüşen vuslat anı beni en kısa zamanda hayır standartları altında seni Rabbimden istememe sebep oluyor.

Tuhaf olan henüz kendimi senin için hazır hissetip hissetmeyişim bilmiyor olmam.An geliyorki yanı başımda istiyorken seni,an gelip hiç bilmediğim bu yolculukta varlığınla veya mükemmelci yanımla nasıl başedip sana nasıl bakabileceğimin tereddütünü yaşıyorum.

Hep söylenen bir şeyve benimde gözümün önüne gelen bir an var,ben en çok bu ana inanıyorum.Bedenimden kollarıma gelişinle ,ilk ten temasımızla dünyayı durduracak gülcemalin ve benim o rüya sahne ile anne oluşum.

Babanla dünde üstünden geçerken hayatın;yaşanılası ne kadar olası bilinmeyen bu hayata gelmekte acele etmeyişine sevindik,bizim senin için hayatımınız son nefesine kadar güzelleştirmek için iki elimizle yakanda olacağımız ömrünün bu en sıcak ferah ve en tembel günlerini uzatman,şimdiden bir kişilik göstermen bizim için güzel bir anı olarak kalacak.

Rüzgar boylum...


Annen hayaı boyunca sanırım bekleyişin hiçbir şeklinden şu an senin bana yaşattığın günler kadar keyif alamayacak.


Seni Çok Seviyorum.


Annen.





3 Aralık 2009 Perşembe

Sandıktan Çıkan Mektuplar 2


Güllerin içinden Gel Bana Gel...

Anlayamadığım güzellikleri getireceğini söylemişti baban bana...

Akla ilk gelenlerden bahsetmişti senin dünyamıza gelişinin ilk haberini aldığımızda...

Gülecek demişti...Güldürecek...

Sevecek kayıtsızca... Sevdiricek....

Bize yıldızlar,güneşler gönderecek demişti dolaylıca...

Uzuun bir çalışma hayatının ardından bugün senin bana yarattığın tatille evdeyiz...

Seninle ve huzurla başbaşa...

Sabah gazete ile kahvaltı ediyor,bugün olduğu gibi yağmur altında yürüyüşlere çıkıyoruz.

Uyuyor sevdiğimiz şeyleri yiyor senin tekmelerine gülüyor yarını veya bir başka günü düşünmeden kendimizi zamanın kucağına bırakıyoruz.

Muazzam bir dinginlik var seni beklerken...

Sevdiklerimizle onların üzerimize titremeleri ile günler geçerken...

Ve babanın dediği gerçekleşmeye başlıyor işte...

Çoktan özelleştirmeye güzelleştirmeye başlamışsın bile hayatımı...

Alıp minicik acuçlarının içinde sevinçlere huzura masumane anlara bırakmışsın zamanımı....

Benim gül oğlum gökyüzüm burnumun dinmek bilmeyen kokusu...

Sen çoktan hiç tatmadığım mevsimlere taşımışsın hayatımın baharını....

Seni Çok Seviyorum...
Sana;

Güllerin içinden Gel Bana Gel diyorum...
Annen....



25 Kasım 2009 Çarşamba

Teşekkürlerim...Şükürlerim...




Hani zamansız ansızın bir tebessümle ruhun aydınlanır ya...


Hani yağmur dibine kadar vurup ıslattığında birden güneş buludun ardından aralanır ya...


Kaybettiğini zanetiğin bir eşyayı sana olmadık bir yer bir ipucu buldurur ya...


Arkadaşım dediklerim tüm bunların bir yansımasıdır hayatımda ...

Bulutların,umutların arasından çıka gelen,elleri yüreğime değen arkadaşlarım...

Benim için mühim benim için önemli...
Hayatımın pay sahipleri..
Hüzünlerine ortak olduklarım
SevinçleRİ ile umutlandıklarım....
Gelip geçerken herşey bir an hayatın içinden onlar benim çekip yakaladıklarım...
Kimler onlar kendilerini çok iyi biliyorlar...
Hasta iken ıhlamur kokan,oğluma oyuncaklardan kaleler yapan,bazı sabah simidim peynirim,bazı gün ortasında ev kokan pasta dilimim onlar...
Oğlumun an be an kucağımı dolduruşuna şahitlerim
Benim tatlı meleklerim...
Teşekkürlerim...Şükürlerim...
Kendime diyorumki varlıklarınız armağandır



Oğluma diyorumki onlar birer kahramandır....

Umarım hayatın hep böyle güzel gönüllü insanların içinde yer alır...


.....