Blog Listem

10 Mart 2011 Perşembe

Herhangi bir yerde,özellikle kadın olmak! (Annelerindunyasi.com için yazdımm)



Annemi hatırlıyorum bugün, üzerinde nişanlık,nikahlık, lak lak lık lık bir görücü zamanından kalma krem rengi mantosu ile bir Ocak akşam üstüsü beni nefesime hükmedemeyecek kadar açık alansız giydirerek dışarı çıkardığını.


Adımlarına yetişmek için esnek olduğundan şüphelenmeye başladığım kolumu vücudumla aynı hizada tutmak için ayaklarımın birbirine dolandığını…



Tüm gün temizlik yapmış , o ayazı ayaz Ocak gününde evini pürüpak etmiş ,kaldırım taşları gibi pare pare ellerini soğuktan korumak için avuçlarımı da alarak cebine sakladığını…
Pazarın girişine, aynı zamanda kalabalığında göbeğine gelişimizi.



Zaten kaybolmaya başlayan gün renginin ardından, sadece bacak hizasında kalan gözlerimden; bir hint kovalamaca filmi sokağını andırır halde karışık etrafın hiç görünmediğini.
Annemin yorgun vücudu; babamın gelişi ile geç biten ev işi arasında kalan süreyi pazarda en iyi şekilde değerlendirmek istercesine koşturuyorken, soğuğun “hakikat dediğin budur “dercesine iliklerimize kadar işlediğini.



Dur, koş, çarp, dön, al ahvalleri ile ben tezgahların az üstünü ve benim gibi yerden çok yüksek olamayan birkaç çocuk yüzünü görerek turu bitirdiğimi…
Hatırlıyorum !



Yada bir 23 Nisan gününü…



Müsameremize yarım saat kala beni allayıp pullayıp gönderdiği okulun yan sokağından yukarı kremi kahveye çalan bir döpyesin içinde gayetinden bakımlı, topuklu bilekleri ile çıkışını…
Sınıfımın kapısında bir çoban yıldızı gibi parlayışını, tüm müsamere sahneden yalnız ona oynayışımı,



Gururumu ve gururumu gülücüklerle dünyayla paylaşışımı….
Kareler öyle net hafızamda öyle yerli yerindeki,çıkarıp sandığımdan resim bakıyormuşum gibi içine alıveriyor beni…



KADINlığımın ilk öngörüşü annemi hatırlıyorum.Hep aklında bir şeyler var ama aslında aklında hiçbir şey yok muş gibi…



Birileri sorduğunda yada uzaktan sorguladığında “Maşallah” ı anlında güzel bir evliliğin helalinden gelini o ve zaten böyle oldukça, payına düşeni yaşadıkça kıymetli!
Kabullenip gelmiş sanki başına geleceklerin bilincinde dünyaya…



Bedenin yorgunluğunu vücuduna, ruhunun yorgunluğunu KADINlığına vurarak.
Evet sahneler böyle geliyor bugün?



İyi birşeyler yazayım diyorum,karlı İstanbul un bembeyaz siluetine,Rüzgar ımın resimlerine,meteorolojinin baharı müjdeleyen hava takvimlerin bakıyorum ama tık yok!



Zihnimin dibe vurmuş yerinde kadınlarla ilgili düşüncelerim batık yitik


.
Çıkarılıp bir cevher gibi işlenmesi,bir anda olmadık şeyleri yoktan var etmesi olası cinsiyet aşamamızı evrenin kozmozunda bir yere koyamıyorum.



Düşünüyorum ki sadece kendi anılarım değil derdim, hiçbirimizin sadece iyi kötü anıları değil derdi, Derdimiz taa en başında her şeyin.



21. yüzyılda ne kadar evrim geçirmiş olursa olsun dünyanın bir yerinde mutlaka ezilen herhangi bir KADINının da.



Statüsü, gelir düzeyi, eğitimi veya kazanamadığı her hangi bir hakkı değil, suçu sadece KADIN olmasında!



Örnekleme lüzum bile yok, ne Ünzile den gireceğim, ne Hintliden,ne Tayvanlı 14 lük beden işçisinden,ne Sudan da Somali de sünnet,Ne İran da işkence edileninden,ne yanı başımda komşumdan ne de bazen kendi evimin içinden!



İstatistiği tutulup çöpe atılmış çoktan KADINlığın…



Bir dut ağacının yüksekliği gibi hür, dalları gibi geniş yüreği,
meyve verişindeki kudrete eş üretkenliği ,
ve ya yerlere düşmüş dutlar gibi çürüyüp giden hayalleri ile ay parçası gibi ortada ama bir o kadarda bastırılmış!



Elbette güzel şeyler var,güzel haberler,güzel fikirler,yerinde olmak istenenler !
Ama dengeler eş değil ve bu kadarı benim için yeterli değil!



Bir çiçeğin sağ alt yaprağındaki sola doğru sarı rengin içindeki yeşili fark eden, bir sokak hayvanının tökezleyen ayağı için arabasını zaman algısız sağa çeken, sadece sahip olduğu değil, sahip olunan tüm çocukların saçının teli ile ilgili haberde göz yaşı döken ,en kötüsü bile ruhunda bir yerinde melek ihtiva eden yaratık kadın!



Hani o elinin hamuru ile erkek işine karışmaması, en modern eşin yanında bile koordinasyonsuz konuşmaması, namusuna her aile kademesinde birilerinin mukayyetlik sorumluluğu üstlenesi KADIN…



Herşey bir tarafa dünya ile bilinmedik alemler arasında bir geçiş kapısı gibi duran bedeni ile doğar doğmaz bize can olan canan olan,yoktan var,vardan anne olan Kadın…
Hatırladınız mı sizde şimdi?



8 Mart mı? Martın 8 i yani? Hepsi o kadar!
Ebru

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder